27 Aralık 2010 Pazartesi

Aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi



Lisanı ağızda olanı değil,lisanı gönülde olanlara yar et bizi
Tebessümü simasında olanı değil,tebessümü gönülde olanlara kat bizi
Aşkı tende sananı değil,Aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi...
Hz Mevlana


26 Aralık 2010 Pazar

Belki son nefesteyim



Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim ,
Her türlü amelde çok ahesteyim ,
Kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim ,
Uyandır artık Ya Rab !
Belki son nefesteyim..!
Hz Mevlana


21 Aralık 2010 Salı

sıkıntı Şiddetlen



Sıkıntı, şiddetlen! Nasılsa biteceksin.

Hz.Muhammed (sav)

...

17 Aralık 2010 Cuma

Derdi olan neylesin ?


Cihan Padişahi Yavuz Sultan Selim Han, Mercidabik Zaferinin ardından içinde; dökülen kanların hüznü, kaybettiği yiğitlerinin acısı ve aklında zafer ve sonuçları ile Otağına gelir....

Düşünceli ve kederli, çadırın içinde dolaşırken, çadırın orta direğine iliştirilmiş bir kağıt görür. Meraklanır, çünkü bunu ondan çok korkan, vezirlerinden yada ağalarından biri oraya koymuş olabilir. Fakat O çadırda yok iken temizlik ,yemek gibi hizmetler için yaninda bulunan üç cariyeden başka birini Otağı Hümayun’a girme imkanı yoktur.

Sonra kağıdı eline alır ve notu okur... "Derdi olan neylesin ? ".

Akli yine vezirlerine gider. Sonra kağıdı ışığa doğru kaldırır, bakar.

Kalemin vuruşlarının kağıt üzerine baskı yapmadığını görür ve bunu yazanın elinin çok hafif ve narin olduğunu düşünür.

Kağıdı avucuna alır ovalar avucunun içinde ve koklar sonra. Burnuna kadınsı bir koku gelir kağıttan. Cihan sultani anlamıştır ki bunu yazan cariyelerden biri, bir kadın..

Notun altına kendi yeni bir not yazar: "Derdi neyse söylesin" ve kağıdı ayni yerine koyar.

Bir zaman sonra Selim Han dışarıdan tekrar Otağına döndüğünde kağıdı ayni yerinde bulur. Açıp baktığında yeni bir not vardır kendi yazdığı notun altında .

"Korkuyorsa neylesin". Sultan kalemini alır ve ayni notun altına, "Çekinmesin söylesin " diye yeni bir not yazar ve kağıdı ayni yerine koyar.

Ertesi gün içoğlanların kolları arasında tir tir titreyerek Cariye huzura getirilir. Yavuz tam cariye ye derdini soracakken, o narin ince , güzel vücutlu, ahu gözlü cariye , Sultanın korkusuna ve aşkının heyecanına dayanamaz ve düşer bayılır.

Yavuz Han hemen hekimlerini çağırtıysa da o an anlamıştır kizcağazın orada canini teslim ettiğini.

Hükümdarlığı boyunca hiç bir cariyesine elini sürmemiş ve esi Hafsa Sultandan başka bir kadınla evlenmeyi düşünmemiş Yavuz Sultan Selim Han, cariyenin güzelliği ve büyük aşkına hayran olur ve su sözleri sarf eder vezirlerinin de olduğu o mecliste: "Aşık dediğin böyle Aşkının uğruna canını vermeli".

O ki 8 yıl gibi kısa surede Osmanlı topraklarını 4 kat büyütmüş Yavuz Han, O ki devletin bekası için en sevgili dostlarının, kardeş ve yeğenlerinin kellesini vurdurmuş, kadınlarla ilgilenmeyi kendi lüks ve yasak görmüş israftan, şatafattan uzak durmuş. Kemik çorbasından başka bir şey yememiş, ömrünü tek sesli İslam devleti uğruna adamış, görünüşte sert ve zalim ama içinde mahzun, şair ruhlu büyük sultan..

Hükümdarlık ona çok dost ve sevdiklerini kaybettirmiştir. Şimdi de o cariyenin acısı eklenir onlara. Kim bilir belki cariye ölmese , o güne kadar yavuzun hiç düşünmediği ikinci esi olacaktı.

14 Aralık 2010 Salı

Züleyha’ya Bismillah!


Bir çok razılık bir çok başlangıç, bir çok aşma bir çok aşkınlık.
Versede vermesede Rabbinden razılığın sırrına vakıf olan hakikat-i Züleyha’ya Bismillah!

Uyandın, seni perdeler ötesinden hakikate doğuran aşka Bismillah!
Acıya Bismillah! Ateşe Bismillah!
...
Yusuf’u kuyunun karanlığından ve önlün gecesinden geçiripde Züleyha’ya getiren kervana Bismillah!

Züleyha’nın ateş bahçelerini İbrahim’in gülşenine çeviren yangına,
yakılan ve yanan trende uyanan ruha Bismillah!

Kuyuya Bismillah! Zindana Bismillah!

Karanlıktan aydınlığa çıkaran duaya,hüzün ile semaya ağan ruha Bismillah!

Ey kalbin üzerinde titreyen hüzün !

Gözyaşına Bismillah!

Ne olursa kalpte olur,ey kalbi kırıklarla beraber olan ALLAH’ım!

Yolunda yürümek için ben kuluna lütfettiğin,ikbalim olan yol arkadaşıma Bismillah!

Mesnevi bahçelerinin diretmiş dildarı merhaba!

Mana aleminden kağıda düşen kelama Bismillah!

Kaleme inşirah veren nu’na Bismillah!

Nun’un nakşı bir ah’a Bismillah!

Bir ah çekip de derundan kalbimde buluverdiğim

Gül-i siyaha Bismillah!

Nazan Bekiroğlu

12 Aralık 2010 Pazar

Bir Elma İki Ayna- Taşkın Tuna



-“Peki hepsi iyi güzel de biz Allah’ı nasıl arayacağız?”
-“Sen insana ulaşmadan Allah’ı boşuna arıyorsun” dedi Rabia Hatun gülerek.
-Biz senin bu düşüncelerini kolay kolay anlayamayacağız galiba
-Haklısın, ama şu kafana iyice bir bak!Niye Allah onu yuvarlak yapmış dersin?
-Bilmem sen söyle!
-Başın yuvarlak çünkü eskiden beri alışageldiğin bütün köhne düşüncelerin yön değiştirsin diye!
-Bizim kafamız bu kadar ince düşünceleri kavrayamıyor
-Ne yapayım, maşrapan küçükse deryayı suçlamaya hakkın yok!Boş bir kafa şeytanın çalışma odasıdır.Çünkü kavrayamadığın şeyler senin değildir.
Bir derviş içini çekerek söylendi:
-Senin söylediğin bu konular çok derin!Nerede bizde bunları anlayacak feraset?
-Dikkat et!Derin olan kuyu değil,kısa olan iptir!Eğer ırmakta su kalmamışsa, bu kanalın değil, kaynağın suçudur.Sen de kaynağını ara bul!
Şimdiye kadar hiçbir soru sormayan sadece sessizce konuşulanları dinleyen dervişe Rabia hatun sordu:
-Sen niçin konuşmuyorsun, niye sormuyorsun?
Dervişten dudak bükmekten başka cevap alamayan Rabia Hatun alçak sesle söylendi:
-Sormaz ki bilsin,sorsa bilirdi!Bilmez ki sorsun,bilse sorardı!
Bir derviş atıldı:
-İyi ama Allah’ın isimlerinde bu kadar çokluk varken,biz”Vahdet” dediğimiz bir’liği nasıl anlayacağız?
-Çokluk demek,kesret demektir.Bu kainat,kesret alemidir.Kesrette vahdeti bulasın ki,’ilmel yakın’ mertebesine ulaşabilesin.Bu şuna benzer.Evin penceresinden giren güneş ışığını düşün.Ne kadar çok pencere varsa o kadar da ışık var demektir.Bu sizi yanıltmasın.Aslında ışık bir tanedir, güneş de bir!Anlaşıldı mı?

11 Aralık 2010 Cumartesi

Karmate- Nayino




gece gökte yıldızlar, dinleyun dertlerumi
yarde iman kalmadi da nayino
bilmeyi hallerumi

derdumi yazacağum, komar yapraklarina
okurken aksun yaşlar da nayino
düşsün yanaklaruna

sevdaluk ince maraz, yakayi canumuzi
vazgeçersak eyersa da nayino
döksunler kanumuzi
nayinoma nayıno, nayinoma kurbani
çatma kaşlarunida al vereyim bu cani


10 Aralık 2010 Cuma

Ya Vahid!



Ya Vahid!
Kalbim her şeye bağlanır ayrılığın ardından ağlamaklıdır
Sen ki birsin başkalarına koşturup yorma beni
Ruhum her gelene sevdalıdır
Gidenlerin gidişiyle yaralanır
Sen ki birsin çoklukta bırakıp ağlatma beni
Kaygılarım bin türlü korkularım dağlar kadar
Sen ki birsin yokluga düşürüp unutma beni
Sözüm kimseye geçmez kuvvetim kıl kadar
Sen ki birsin boynu bükük çaresiz bırakma beni
Bir seni bir bilirim işte kapına geldim başkalarına bırakma beni


9 Aralık 2010 Perşembe


Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.

Hz.Mevlana

Yar



Aşk, bir uçurumdan düşmek gibi bir şey,
işte bu yüzden sevgili'ye " yar " denir..."
Hz. Mevlana

4 Aralık 2010 Cumartesi

KALPLERI BIRBIRINE ISINDIRAN ANCAK ALLAH’TIR!


Ve Hiç haberiniz oldu mu; dünyalar dolusu mülkü bagısladıgınızda ; bir baskasının kalbini kendi kalbinize sıgdıramayacagınızdan…?
KALPLERI BIRBIRINE ISINDIRAN ANCAK ALLAH’TIR!
Enfal-63